Çocuklar Büyüdü Peki Biz Şimdi Neyiz?
Çocuklar küçükken hayatın ritmi bellidir.
Okul, ödev, yemek, servis, hastalıklar, sınavlar, arkadaşlar...
Günün nasıl geçtiğini anlamadan akşam olur.
Çift olarak konuştuğunuz şeylerin önemli bir kısmı da çocuklarla ilgilidir:
“Yarın onu sen bırakır mısın?”
“Ödevini yaptırdın mı?”
“Doktora götürelim mi?”
“Bu hafta sonu nereye gidecek?”
Yıllar böyle geçer.
Sonra bir gün çocuklar büyür.
Kendi odaları, kendi arkadaşları, kendi planları vardır. Belki üniversiteye giderler, belki çalışmaya başlarlar. Ev yavaş yavaş sessizleşir.
Ve bazen çiftler ilk kez birbirlerine bakıp şunu fark eder:
“Biz uzun zamandır sadece anne ve baba gibi yaşıyoruz.”
Peki şimdi biz neyiz?
Çocuklar büyüyünce evlilik neden farklı hissedilebilir?
Çocukların aile içindeki yeri yalnızca bakım vermekle sınırlı değildir. Onların ihtiyaçları, çiftin günlük yaşamını ve zamanını da şekillendirir.
Bu süreçte eşler bazen fark etmeden ilişkilerini ikinci plana atabilir.
Birlikte geçirilen zaman azalır.
Baş başa kalmak ertelenir.
Konuşmalar çocukların ihtiyaçları etrafında döner.
Çift olmanın yerini ebeveynlik alır.
Bu her ailede aynı şekilde yaşanmaz elbette. Fakat yıllar içinde eş olmakla anne-baba olmak arasındaki denge değişebilir.
Çocuklar büyüdüğünde ise daha önce ertelenen ilişki yeniden kendini hatırlatabilir.
Ve o zaman bazı çiftler için şaşırtıcı bir dönem başlayabilir.
Çünkü çocukların ihtiyaçları azaldığında, çiftin birbirine ayırmadığı zamanın ve konuşulmayan meselelerin üzeri artık eskisi kadar kolay örtülemez.
“Biz zaten iyiyiz” demek her zaman yeterli olmayabilir
Bazı çiftler yıllardır ciddi bir problem yaşamadıklarını söyler.
Kavga etmezler.
Birbirlerine karşı saygılıdırlar.
Ev düzenleri yerindedir.
Çocuklarıyla ilgilenirler.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır.
Ama baş başa kaldıklarında konuşacak fazla şey bulamayabilirler.
Birlikte vakit geçirmek yerine ayrı ayrı zaman geçirmeye başlayabilirler.
Hatta bazen şu cümle ortaya çıkabilir:
“Birbirimize kötü davranmıyoruz ama birbirimize de eskisi kadar yakın değiliz.”
Bu, mutlaka evliliğin bittiği anlamına gelmez.
Bazen yalnızca ilişkinin yeni bir döneme geçmesi gerektiğini gösterir.
Çünkü artık sadece anne ve baba değilsiniz
Çocukların olduğu yıllarda “anne” ve “baba” kimlikleri çok güçlüdür.
Ama çocuklar büyüdüğünde başka bir soru ortaya çıkar:
“Biz birbirimiz için hâlâ kimiz?”
Bu soru bazı çiftleri zorlayabilir.
Çünkü yıllardır ortak bir amaç etrafında hareket etmişlerdir: Çocukları büyütmek.
Şimdi o ortak sorumluluğun biçimi değişmiştir.
Bu noktada çiftin kendi ilişkisini yeniden hatırlaması gerekir.
Birlikte ne yapıyoruz?
Neyi paylaşmaktan hoşlanıyoruz?
Birbirimizin hayatında hâlâ merak ettiğimiz şeyler var mı?
Birbirimizi yalnızca yaptıklarımız üzerinden mi görüyoruz, yoksa hâlâ birbirimizi tanımaya devam ediyor muyuz?
Bazen sorun sevgisizlik değil, alışkanlıktır
Uzun yıllar aynı insanla yaşamak büyük bir ortaklık oluşturur.
Fakat ortak bir hayat kurmakla birbirine duygusal olarak yakın olmak aynı şey değildir.
Birbirinizin ne yiyeceğini, neye kızacağını, hangi saatte uyuyacağını çok iyi biliyor olabilirsiniz.
Ama son zamanlarda ne düşündüğünü biliyor musunuz?
Neyden korktuğunu?
Neye sevindiğini?
Hayatından ne beklediğini?
Belki de yıllardır ilk kez bunları yeniden sormanız gerekiyordur.
Çünkü insanlar zaman içinde değişir.
Ve bazen evlilik içinde birbirimizi tanıyor olduğumuzu düşünürken, aslında yıllar önce tanıdığımız kişinin bugünkü halini yeterince merak etmiyor olabiliriz.
Çocuklar büyüdüğünde çift ilişkisini yeniden kurmak
Burada amaç geçmişe dönmek değildir.
Çünkü artık aynı insanlar değilsiniz.
Çocuklarınızın doğduğu zamanki siz değilsiniz.
Evliliğinizin ilk yıllarındaki siz de değilsiniz.
Yaşadıklarınız, kayıplarınız, başarılarınız, hayal kırıklıklarınız ve birlikte geçirdiğiniz yıllar sizi değiştirdi.
Bu nedenle yeniden yakınlaşmak, “eski günlere dönmek” değil;
bugünkü halinizle birbirinizi yeniden tanımaktır.
Bazen küçük şeylerle başlar.
Birlikte kahve içmek.
Çocuklardan bağımsız bir akşam geçirmek.
Telefonları bir kenara bırakıp konuşmak.
Birbirine gerçekten “Nasılsın?” diye sormak.
Ve verilen cevabı gerçekten dinlemek.
Peki ya yıllardır konuşulmayan sorunlar varsa?
Çocuklar büyüdüğünde bazı çiftler yalnızca güzel şeyleri değil, yıllardır ertelenmiş meseleleri de daha görünür yaşamaya başlayabilir.
“Biz aslında ne zamandır böyleyiz?”
“Ne zaman birbirimizden uzaklaştık?”
“Bu evlilikte ben nerede kayboldum?”
“Bunca yıl neden bunları konuşmadık?”
Bunlar kolay sorular değildir.
Fakat soruların ortaya çıkması her zaman kötü bir şey değildir.
Bazen ilişkiyi yeniden ele almak için bir fırsat da olabilir.
Çift danışmanlığında da yalnızca bugünkü probleme bakmak yerine, ilişkinin zaman içinde nasıl şekillendiğini anlamak önemli olabilir.
Ne zaman yakınlaştınız?
Ne zaman uzaklaştınız?
Hangi yaşam dönemleri ilişkinizi değiştirdi?
Çocukların gelişi sizi nasıl etkiledi?
Şimdi ailenizin yaşam döngüsünde hangi aşamadasınız?
Çünkü aileler sabit değildir.
Çocuklar büyür, evden ayrılır, roller değişir ve ilişkiler de bu değişimlerden etkilenir.
Belki de şimdi sıra sizde
Yıllarca çocuklarınız için bir şeyler yaptınız.
Onları büyüttünüz.
Okullarına, sağlıklarına, geleceklerine yetişmeye çalıştınız.
Belki kendi ihtiyaçlarınızı defalarca ertelediniz.
Şimdi çocuklar büyürken kendinize şu soruyu sormanın zamanı gelmiş olabilir:
“Çocuklarımızın anne-babası olmayı çok iyi öğrendik. Peki yeniden birbirimizin eşi olmayı hatırlayabildik mi?”
Bunun cevabı “hayır” ise bu bir başarısızlık değildir.
Birçok çift için hayatın bir döneminde ilişki geri planda kalabilir.
Önemli olan bunu fark ettikten sonra ne yaptığınızdır.
Çünkü bazen evlilikte yeni bir dönem başlar.
Ve o dönemde mesele çocukları büyütmek değil,
birbirinizi yeniden tanımaktır.
Uzman Sosyolog & Aile Danışmanı Öznur Eker
Aile ve çift ilişkilerinde yaşanan iletişim, uzaklaşma ve yaşam döngüsü değişimleri üzerine danışmanlık desteği almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Online danışmanlık Türkiye'nin her yerinden ve dünyanın farklı ülkelerinden sürdürülebilir.
Not: İlişkide fiziksel şiddet, tehdit veya ciddi güvenlik riski bulunuyorsa çift danışmanlığının uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Böyle durumlarda öncelik güvenliğin sağlanmasıdır.




Yorumlar